Sadakatin Beyindeki Açıklaması

28/01/2019

Tarla fareleri sığ yer altı geçitleri kazarak bütün yıl boyunca etkin kalmanın yolunu bulur. Ancak diğer birçok fare ve memeliden farklı olarak tek eşli yaşar, ömür boyu süren eş bağları sayesinde birlikte yuva kurar, bir ekip olarak yavrularına bakar. Yakın kuzenlerinin aksine tarla farelerinin böylesi bir adanmışlık göstermesi akılları kurcalayan bir detay olmakla birlikte, yanıtı pekâlâ hormonlarda buluyoruz.

Erkek tarla faresi belirli bir dişiyle yinelemeli biçimde çiftleştiğinde, beyninde "vazopressin" adı verilen bir hormon salgılanır. Vazopressin, beynin "accumbens çekirdeği" olarak bilinen bölgesindeki reseptörlerine bağlanması ise "o" dişiyle ilintilendirilen bir haz duygusunun ortaya çıkmasını sağlar. Tek eşliliği kilit altına alan bu süreç, çift bağlanması (pair-bonging) olarak bilinir. İlginçtir ki, araştırmacılar genetik tekniklerle vazopressin düzeylerini yükselterek çok eşli türleri tek eşli davranışlarına yönlendirebilmeyi başarıyor.

Vazopressin hormonu insandaki homologu böbreklerdeki su emilimini ve kılcal damar basıncını düzenlemekle görevlidir. Bu noktadan hareketle yola çıkan bir grup araştırmacı, iki gruba ayırdıkları erkeklerle deney yaptılar. Gruplardan ilki, son 3 yıl içinde sadece bir kişiyle beraber olan veya hiç kimseyle beraber olmayan erkeklerden oluşurken ikinci grup, son 3 yılda beşten fazla partner değiştiren erkeklerden oluşmaktaydı. Deneklerden istenen sadece günde kaç defa idrara çıktıklarını not etmeleri ve araştırmayı yapanlara bildirmeleriydi. Araştırma ikinci gruptaki erkeklerin %40'ının günde on kereden fazla idrara çıktığını ortaya çıkardı. Bu istatistik, erkeklerde vazopressin hormonu üretimindeki farklılıkların ilişkilerinde çeşitli etkileri olabileceğini gösteriyordu.

Bir başka deneyde ise bu oldukça açık bir şekilde ispatlanıyordu. İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nden bir araştırma ekibi, uzun süreli heteroseksüel ilişkiler kurmuş 552 erkekte vazopressin reseptörünü kodlayan geni inceledi. Bulgular "vazopressin reseptör a" geninin tip 334 olarak kodlanan bir alelinin değişken sayılarla ortaya çıkabildiğini gösteriyordu. Bir erkekte genin bu bölgesi hiç bulunmayabilir veya tek ya da çift kopya halinde görülebilirdi. Kopya sayısı arttıkça dolaşımdaki vazopressinin beyin üzerindeki etkileri de o ölçüde azalıyordu. Bunun şaşırtıcı sonucu ise kopya sayısının erkeklerin çift bağlanması davranışlarıyla yakın ilişki olması. Daha fazla tip 334 aleli taşıyan erkekler, çeşitli bağlanma ölçeklerine (ilişkinin güçlülük derecesi, evlilikle ilgili olarak algılanan sorunlar, eşlerin evliliğin niteliğine ilişkin değerlendirmeleri) göre yapılan ölçümlerde daha düşük puanlar almışlardı. İki kopya taşıyanların bekar olma eğilimi daha fazlaydı. Bunlar arasında evli olanların ise evlilikle sorun yaşama olasılığı diğerlerine göre daha yüksekti.

Tüm bunlar, yapılan seçimlerin ve çevrenin bir önem taşımadığı anlamına gelmemeli çünkü taşır. Sonuçların asıl ima ettiği şey, dünyaya farklı yatkınlıklarla geldiğimiz gerçeğidir. Bazı erkekler, tek bir eşle yaşayıp ona bağlı kalmaya genetik bakımdan yatkınken diğerleri böyle olmayabilir. Eagleman'a göre, yakın gelecekte bilimsel literatürün sıkı takipçisi olan kadınların, erkek arkadaşlarının sadık birer partner olma olasılığını anlamak için onlardan genetik test istemeleri çok da şaşırtıcı olmayacaktır.