Prana ve Sicim Teorisi

02/12/2021

Prana (Evrensel Enerji) Nedir? Var olan her şey, Evrensel Enerji alanıdır. Evrensel Enerji alanından öte bir şey yoktur. Evrensel Enerji alanı kainatı oluşturan en temel öğedir. Bütün maddeler-yıldızlar, dünya, bitkiler, insanlar, vs.- bu alanın yoğunlaşmasından ibarettir. Etrafımızda gördüğümüz her şey, bizler de dahil olmak üzere, bu Tek Alan'ın farklı ifadelenme-görünme-halleridir. Buzun sudan meydana geldiği gibi, etrafımızda katı olarak görünen her şey, kendi bedenlerimiz dahil olmak üzere, Evrensel Enerji alanından meydana gelmiştir. Bu alanın farklı titreşimleri, bizim tarafımızdan farklı maddeler şeklinde algılanmaktadır.

Evrensel Enerji alanı terimi, bütün uzaya devamlı şekilde dağılmış çok küçük parçacıkları (üstün-sicimler) anlatmaktadır. Başka deyişle, Evrensel Enerji alanı, evrendeki en küçük parçacıklar (atomdandan ya da başka her şeyden daha küçük) olan "üstün-sicim"lerin bir diğer adıdır. Bu parçacıklar duyu organlarımız tarafından algılanamazlar, ancak devamlı hareketlerini (seyahat) ve titreşimlerini sürdürürler. En önemli gerçek şudur ki, bu gezgin alan (Evrensel Enerji alanı) sonsuz miktarda enerji taşır ve biz buna Evrensel Enerji adını veriyoruz.

Bilimsel Yorum

Varolan her şey enerjinin bir şeklidir. Bu kuram Einstein'in E=mc² formülüyle ispatlanmıştır. E burada m kütlesine sahip bir sistemin (maddenin) enerjisi, c de ışık hızıdır. Bu denklem, madde ve enerji, aynı evrensel özün ikili (dual) ifadesidir. Bu evrensel öz-Evrensel Enerji alanı-hepimizi oluşturan bir ilk titreşim ya da enerji kaynağıdır. Bizler en başta fiziksel bir kütle değiliz, temelde fiziksel görünümlü bir enerji kütlesiyiz.

Enerji (ya da Evrensel Enerji) bütün var oluşun, hayatın temelidir. Güneşten gelen, bedenlerimizi ısıtan sıcaklık, arabalarımıza koyduğumuz benzin, evlerimizde kullandığımız elektrik vs., hepsi aynı Evrensel Enerjinin farklı şekilleridir. Evrensel Enerji, aynı zamanda bütün canlı sistemlerin "hayat enerjisini" sağlayan enerjidir.

Evrensel Enerji Alanı Tam Olarak Nedir?

Bütün evren, yıldızlardan başlayıp onları oluşturan atomlara varana kadar-üzerinde yaşadığımız dünya ve kendi bedenlerimiz dahil olmak üzere-görebildiğimiz ve göremediğimiz her şey, en temel seviyede Evrensel Enerji alanından meydana gelmiştir.

Bilimsel Yorum

Maddeler arasındaki bütün kuvvetler, yerçekimi kuvveti, elektromanyetik kuvvetler ve nükleer kuvvet dahil olmak üzere hepsini meydana getiren Evren Enerji alanıdır.

Evrensel Enerji "Alanı" dememizin nedeni, bütün uzayı kesintisiz kaplamasıdır, gözle görünmez hava dahil, istisnasız her yerde vardır. Okyanusları kaplayan su alanı gibi, bütün uzayı ve maddeleri kaplar.

Evrensel Enerji alanı, "üstün-sicim" adını verdiğimiz parçacıkların oluşturduğu bir alandır.

19. yüzyılda, bilim adamları maddenin atom denilen çok küçük parçacıklardan oluştuğunu keşfettiler. Evrenin binlerce değişik şeyden meydana geldiğini anladılar-kaya, cam, su, hava, beden hücreleri ve dahası-her biri birkaç düzine atom çeşidinin farklı kombinasyonlarda birleşmesinden oluşuyordu.

Ancak daha sonra atomun da daha küçük parçacıklardan oluştuğunu keşfettiler: elektronlar, protonlar ve nötronlar. Atom çekirdeği, proton ve nötronlardan oluşuyor, elektronlar da bu çekirdeğin etrafında dönüyorlardı. Bütün atomlar bu üç taneciğin farklı kombinasyonlarından oluşuyordu ve bilim adamları bunları parçalanamayan en küçük "atom-altı" tanecikler olarak tanımladılar.

Bunun yanlışlığı da 20. yüzyılın ortalarında kanıtlandı ve proton ve nötronların da "kuark" adında daha küçük taneciklerin birleşmesiyle oluştuğu keşfedildi. Her proton ve nötron 3 kuarktan oluşmaktaydı. Şimdi de, bu yeni modele göre, evrendeki bütün maddeler, atomlar, yıldızlar, kayalar, bitkiler de dahil; kuarklar ve elektronlardan oluşmaktaydı. Ve bu sefer de kuarklar ve elektronların bölünemeyen, nokta gibi parçacıklar olduğu söyleniyordu.

Pek çoklarını şaşırtarak, iki fizikçi John Schwartz ve Michael Green'in ortaya koyduğu yeni "Üstün-sicim kuramı" ile bu modelin de yetersiz olduğu 1984 yılında anlaşıldı. Bu daha derin kuram, daha önceki bütün kuramlara üstün geldi ve evrendeki en temel parçacıkların noktasal değil, gerilmiş tek boyutlu "sicim"lerden-gitar teline benzer şekilde-oluştuğunu ve titreştiğini ortaya koydu. Bunlara "üstün-sicim" adı verildi ve en küçük atom-altı parçacıklardan bile daha küçük olduğu belirlendi.

"Üstün-sicimler" (ya da Evrensel Enerji Alanı) Ne Yapar?

"Üstün-sicimler", noktasal değil sicim gibidirler. Bir noktanın boyutu yoktur ama bir sicim, aynı bir çizgi gibi, tek boyutludur. Bir gitar teli gibi, üstün-sicim de dalgasal bir hareketle titreşir. Üstelik üstün-sicim hareketi, okyanus dalgaları gibi devamlılık arz eder. Bu nedenle Evrensel Enerji alanı, Evrensel Enerji dalgaları diye de adlandırılabilir. Üstün-sicimler hareket halindeyken, titreşimlerinin ürettiği enerjiyi (kuvveti) de taşırlar. Düşük titreşimler düşük enerjiler, yüksek titreşimler ise yüksek enerjiler üretir.

Üstün-sicimler farklı frekanslarda (titreşimlerde) titreşirler. Titreşen gitar teli nasıl farklı notalar çıkarıyorsa, üstün-sicimlerin farklı frekanstaki titreşimleri de birbirinden farklı maddelerin oluşumunu meydana getirir. Bütün maddeler, kendi fiziksel bedenimiz dahil olmak üzere, "üstün-sicim"in düşük titreşimlerinden oluşur, dolayısıyla görece olarak daha düşük enerjilerden meydana gelir. Diğer yandan, bedenimizin sağlıklı hayat enerjisini (yaşama kuvveti) besleyen Evrensel Enerji ise, üstün-sicimlerin daha yüksek titreşimleriyle oluşur ve yüksek enerji içerir.

Bilimsel Yorum

Üstün-sicim kuramına göre, üstün-sicimler çok süptil (ve çok küçük) oluşumlardır ve evrendeki her şeyin yapı taşlarıdır. Evrensel Enerji alanının bir parçası halinde dalgasal hareketle titreşerek enerji taşırlar. Fizikçiler, bu kısa sicimlerin farklı frekanslarda titreştiğini ve farklı frekansların da farklı şekillerdeki maddeleri meydana getirdiğini söylemekteler. Farklı sesler veren gitar teli gibi, üstün-sicimlerin farklı frekanslardaki titreşimleri sonucunda, proton, elektron, kuark, foton gibi, bilimin uğraştığı parçacıklar ortaya çıkar. Foton adını verdiğimiz ışık parçacığı, aynen gitardaki "Do" notasının özel bir frekansa karşılık gelmesi gibi, belli frekanstaki bir üstün-sicim titreşimiyle oluşmuş bir taneciktir.

Bilimadamı Jim Gates, "üstün-sicimler şarkı söyleyebilir" der. "O halde etrafımızdaki dünyayı, farklı frekanslarda titreşen sicimlerin oluşturduğu bir senfoniye benzetebiliriz."

Bir protonu, her biri bir kuarka karşılık gelmek üzere titreşen üç ayrı üstün-sicim olarak düşünebiliriz. Mecazi yaklaşımımızı sürdürür ve bir üstün-sicimin her titreşimini belli bir nota (müzikteki Do notası gibi) kabul edersek, proton müzikteki bir akora benzer-ki aynı anda çalınan ve farklı bir sesi oluşturan notalar kombinasyonudur.

Bir atom, bir akorlar kombinasyonudur. Bir molekül, atomlardan meydana geldiğine göre, daha karmaşık bir müzik parçasına karşılık gelir. Ve toplamında bütün dünya, atomlar ve moleküllerden oluşan kocaman bir senfonidir.

Evrensel Enerji Alanı Bir Çeşit Elektromanyetik Alan mıdır?

Hayır. Elektromanyetik alan bir kaynak tarafından üretilebilir ama Evrensel Enerji alanı bir kaynak tarafından üretilmez, aksine, kendisi Elektromanyetik alanın ve evrendeki bütün her şeyin kaynağıdır. Elektromanyetik alanın sınırı vardır, ama Evrensel Enerji alanı yer yana yayılmıştır. Bütün maddeler ve diğer enerji formları, farklı frekanslarda titreşen Evren Enerji alanıdır.

Bilimsel Yorum

Evrensel Enerji alanı, ikisinin arasındaki benzerliklere karşın, bir elektromanyetik alan değildir.

Bir elektromanyetik alan, hareket eden elektrik yüklerini içeren bir kaynaktan üretilir. Bir elektromanyetik alan, bir defa üretildiğinde, devamlı titreşen elektrik ve manyetik alanların kombinasyonu halinde özgürce ışınıma geçer ve uzaya yayılır. Uzayda ışık hızında ilerleyen bir dalga halinde hareket eder. "Görülebilen ışık", bir elektromanyetik dalga çeşididir (foton olarak da adlandırılır), aynı şekilde radyo ve televizyon dalgaları, mikrodalgalar ve X-ışınları da böyledir. Elektromanyetik dalga, maddenin parçası değildir (parçacık kütlesi sıfırdır), ancak enerji taşır. Başka bir deyişle, bir kuvvet taşıyıcısıdır ve büyük uzaklıklara enerji iletir. Dünyaya ve yaşayan canlılara enerji ileten güneş ışınları, elektromanyetik enerjiye en iyi örnektir.

Işık, bir elektromanyetik alan olarak farklı frekanslarda titreşebilir. Yüksek frekanslar gamma ve X-ışınları üretir. Düşük frekanslar da mikro ve radyo dalgalarını meydana getirir. Ve Einstein'in denklemine göre "E=hf", yani frekans arttıkça (ya da titreşimler) taşınan enerji de artar.

Enerji Nedir ve Farklı Şekilleri Nelerdir?

Enerji, bir sistemin içinde veya doğasında olan ve onun varlığını devam ettirmesini ya da hareket etmesini sağlayan güç olarak tanımlanır. Enerji, bir sistemden diğerine akabilir, transfer olabilir ve bu durumda sistemin aldığı ya da içine çektiği enerji nedeniyle fiziksel değişimlere (kuvvet) yol açabilir. Enerji daima korunur, yani ne var edilebilir, ne de yok edilebilir. Ancak bir formdan diğerine çevrilebilir ya da bir sistemden bir başka sisteme transfer edilebilir. Enerji çok farklı formlarda var olabilir.

Asıl olarak bizim evrenimiz üç temel enerji formundan oluşur. Potansiyel, kinetik ve içsel enerji. Kinetik enerji, bir sistemin hareketine bağlı olan enerjidir. Örneğin, bitkilerin besin kaynağı olan ve güneş ışınları tarafından taşınan elektromanyetik enerji, kinetik enerjidir. Potansiyel enerjiyi, bir sistemin depo ettiği enerji olarak tanımlayabiliriz. Hayvanların ve insanların beslenmesini sağlayan yiyeceklerde depolanmış olan kimyasal enerji, potansiyel enerjiye iyi bir örnektir. Son olarak, içsel enerji, atomların bütünlüğünü sağlayan ve madde enerjisi olarak da adlandırılan enerjidir. Einstein'in ünlü formülü "E=mc²", m kütlesine sahip bir maddenin içsel enerjisini tanımlar.

Aydınlanmak, yaşanan rüyadan "Kaynak" olarak uyanmaktır. Aydınlanmak, "şahit olma tavrından" daha öteye geçerek ekstra bir ölçütle "herhangi bir şeye şahit olacak "kimsenin" bile olmadığını" anlamaktır. Bir şey yapmak için ortada hiç kimse yoktur ve olmamıştır. Aydınlanmak, ayrı olmak ve özdeşleşmeyi temel alan sınırlı Gerçekliklerin yol açtığı düşüncelerin yok olmasıdır.

İdrakten sonra, herhangi bir algılayıştan fayda sağlayacak kimse kalmaz, çünkü artık ortada hiç kimse-ayrı bir birey bulunamaz. Aydınlanmış bireyler var olamaz, çünkü aydınlanmak, kendini birey olarak hissetmenin ötesinde bir durumdur ve birey olduğunu hissetme yanılgısı son bulmuştur. Aydınlanmak bireyi alır, götürür, ancak etkileri beden üzerine "sonsuz barış ve sevgi" halinde yansır. Aydınlanmadan sonra, beden her zamanki şekilde işleyişini sürdürür. Kaybolan tek şey, "muktedir olma yanılgısı ve ona eşlik eden ayrı birey olma yanılgısı"dır.

Gerçeğin anlaşılmasının en önemli sonuçlarından biri "şahitlik davranışı"nın ortaya çıkışıdır. Kişi "kabullenme" faktörü nedeniyle, artık olayların içinde heyecanla yer almaz. Hareketler vardır, ama sonuçları ile ilgilenmez, beklentiler yoktur ve olayların içine girilmez. Her şeyin Kaynak (Tanrı) olduğunu bilmek, böyle bir şahitlik tavrını getirir.

Her şeyin kendiliğinden olduğu, her şeyin Kaynak olan "Tanrı" olduğu ve her hareketin olması gerektiği gibi olduğu, bir kez anlaşıldığında, "keşke" başka türlü davransaydım, denmez. Çünkü başka türlü davranamazdınız. Geçmişte ne olmuşsa, artık olmuştur. Bütün evren olması gereken içinde yer almıştır, kimsenin ayrıcalığı yoktur.


.




.




.



.



.




.






.






.





.





.


Kaynakça:hayatinisaretdili.com