Aşk ve Nefret Arasındaki İnce Çizgi

25/01/2019

Hepimiz aşık olmaya eşlik eden belirsiz hislere aşinayızdır. Siz ve partneriniz duygusal olarak bağlanır, desteklenir ve tamamlanırsınız. Aşk karmaşık ve uzun bir yolculuktur fakat bilimadamları spesifik bir nöropeptid olan oksitosinin daha kur yapma esnasında yani siz henüz yolculuğun başındayken bu hisleri başlattığını bulmaktadırlar.

Aslında geçtiğimiz birkaç onyılda araştırmacılar oksitosini aşk hormonu olarak adlandırmışlardır ve bunun salınımını insanları birbirine bağlayan bir yapıştırıcı olarak görmüşlerdir. Oksitosinin aşık edici etkisi sadece romantik aşka özel değildir. Bunun yanında farklı toplumsal ilişki şekillerinde de etkileri gözlenebilir. Hamilelik ve doğum esnasında anne-bebek bağlanmasını kuvvetlendirecek şekilde de doğal yollarla oksitosin salınımı yapılır. Ayrıca doğum sırasında oksitosin salınmasının uterus kasılmasını sağlayarak doğumu kolaylaştırdığı ve doğum sonrasında da memelerden sütün fışkırmasını sağlayarak emzirmeyi kolaylaştırdığı bilinmektedir.

Erkeklerlere oksitosin verildiğinde ise, birtakım sosyal defisitlere sahip olan erkeklerde güven ve anlayış artışı hatta empati kurma becerilerinde gelişme bulunmuştur. Bununla birlikte oksitosin bilimadamlarının dediği gibi en çok bizi tek eşli olarak partnerimize bağlı tutma özelliği ile bilinir.

Ama oksitosin gerçekten de sosyal yaşamın üzerine serpilmiş bir tatlandırıcı mıdır? Yakın tarihli bulgular öyle olmadığını söylüyor. Oksitosin değer verdiğimiz insanlarla aramızda pozitif duygular ve sosyallik oluştursa da bunun yanında yakın olmadığımız insanlara karşı negatif görüşlere ve davranışlara sebebiyet verebilir. Sosyal Psikoloji araştırmaları gösteriyor ki insanlar kendi sosyal çevrelerindeki kişilere karşı kayırmacı bir tavırla yaklaşırken, yakın çevrelerinden olmayan insanlara karşı dışlayıcı yaklaşım gösteriyorlar. Nihai sonuç olmamasına rağmen yakın zamanlı bulgular oksitosin verilen erkeklerin sadece grup içi kayırmacılıklarının değil bazı durumlarda grup dışındaki insanlara karşı savunmacı tutumlar sergilediğini de göstermiştir.

Etnik merkezciliğin sebep olabileceği zulümler göz önüne alındığında ve oksitosin salınımının grup içi yanlılık da yaratacağı düşünüldüğünde oksitosinin hala beynin güzel aşk kimyasalı olduğunu söyleyebilir miyiz?