Ortaçağ Sanatı

11/03/2019

Milattan Sonra 5. yüzyıl ve 13. yüzyıllar arasını kapsayan zaman dilimin adıdır Ortaçağ. Bu kelime 17. yüzyıldan beri Avrupa tarihi sözkonusu olduğunda, kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram, genellikle insanların öznel bilincinde biçimlendiği için kesin başlangıç ve bitiş noktalarından söz edilemez. Ancak, bütün bu nedenlere rağmen, tarih kitaplarında Roma imparatorluğunun bölünme tarihi (M.S. 395) yada son Batı Roma İmparatorluğunun düşüş tarihi (476) gibi noktalar Ortaçağın başlangıcı olarak alınmaktadır. Bitiş noktaları ise, İstanbul'un fethi ( 1453); İtalyan kaşif Kristof Kolomb'un Yeni Dünya'yı ( Amerika) keşif (1492); Din savaşları olarak bilinen 30 Yıl Savaşlarını sona erdiren Westphalia Antlaşması ( 1648); Fransız Devrimi ( 1789) gibi siyasi tarihte önemli sonuçlar doğuran tarihler sayılmaktadır. Ortaçağ kavramı tarihte ilk defa Rönesans düşünürleri tarafından geliştirildi. Bunlar kendi dönemlerini, Roma İmparatorluğunda yaşanan parlaklık ve "yeniden doğuş" dönemleri arasında bir geçiş dönemi olarak görmektedirler. Roma'da yaşanan uygarlığın kendi dönemlerinde yeniden canlandığını görüyorlardı. Roma İmparatorluğu ile, kendi dönemlerine kadar geçen karanlık dönem için bu tabiri kullandılar. Bu olumsuz değerlendirmelere karşın, Ortaçağ büyük siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal ve sanatsal değişimlerin yaşandığı bir dönemdir.

ORTAÇAĞ SANATI

Ortaçağ da doku, dökülmüş yapraklar, yağan kar ve kuşların uçuşu; gibi doğadan alınan örgelerin yinelenmesiyle verilir.

Ortaçağ karanlık çağlardan sonra ki dönemdir. Üçüncü yüzyıldan itibaren tarihlenen bu dönemde ikon sanatı en önemli dallardan biri olmuştur. Hristiyan öğretisi ve doğmalarının egemen olduğu bu uzun tarih diliminde dini kaynaklı resim ağırlık kazanmıştır.

Ortaçağda sanatçılar ikon sanatçısı olarak çalışmaktaydılar. Mezar odaları, bazilika ve kiliseler, adak odaları ikon sanatının örnekleriyle süsleniyordu. Mozaik, fresk, minyatür ve portre sanatçıları dini doğmalara göre hareket ediyorlardı. İsa ve Meryem, havariler ve efsaneler çıkışlı bu çalışmalar statik ve kalıplaşmış bir estetiği temsil etmekteydiler.

Ortaçağ sanatı Hristiyan kökenli bir sanat demektir. Figüratif bir dil kullanan Ortaçağ sanatçısının tek konusu İncil ve İncil'deki efsanelerdir. Bu doğrultuda sayısız İsa betimi üreten Ortaçağ sanatçısı doğmalara bağlı çalışmakta ve özgün yorum yapmaktan kaçınmaktaydı.

Romalı Hıristiyan ressamlar Pagan etkisinde olsalar da konuları işlemekteki becerileri çağın estetik standartları tarafından belirleniyordu. Hıristiyanlık Roma'nın resmi dini olduktan sonra inşa edilen kiliselerde mozaiklerin konusunu İncil'deki semboller belirlemeye başlamıştır. Bu sanata en tipik örnek olarak St. Lorenzo Kilisesi, Santa Maria Magdelena Kilisesi verilebilir.

S.MARİA MADDALENA KLİSESİ

Ortaçağ'da Hıristiyan resim sanatı iki ayrı kökenden sürüp gelmekteydi; İllüzyon ve gerçek. Toplumdaki epikler de bu fantezileri destekliyor ve edebi bir dile ulaşmasını sağlıyordu.Öte yandan Hıristiyan resmi tarih öncesi duvar resmi geleneğini sürdürür tarzdaydı. Hıristiyan mozaik sanatının görkemi, adı bilinmeyen usta sanatçıların teknikleri, boya kullanımları ve becerileri sayesinde çağın şaheserlerini yaratmaktaydı. Çağın ruhsal ve düşünsel frekansları bu eserlere sinerek ortaya bir stil çıkarmıştı. Ortaçağ'da yaşayan birey için ruhsallık, teoloji, dini efsaneler her zaman hayatın merkezinde yer alıyordu.

Ortaçağ resim sanatının en güzel örneklerine İtalya'nın Ravenna kentinde rastlıyoruz. 12. yüzyılda Venedik, Sicilya ve Bizans İmparatorluğu, 14. yüzyılda Yunanistan olağanüstü anıtsal eserlerin ve şaheserlerin üretildiği yerlerdir. Dini doğmaların resim sanatında en iyi yansıtıldığı dönem olarak kabul edebileceğimiz Ortaçağ; İncil temalarının zaferi olarak da kabul edilmelidir. 8-9. yüzyıllarda zirveye ulaşan bu sanat formları teknik, renk, stil olarak belirlenmiş bir sanat olarak karşılar bizi. Ortaçağ sanatına ilk örnek olarak Roma'da 3. yüzyıldan kalma Priscilla Katakomb'unda bulunan İsa betimi gösterilebilir.

Ortaçağda renkli taşları yan yana dizerek yapılan mozaik resimler, kiliselerin vazgeçilmez süslerinden olmuştur.

Ayrıca fresk çalışmalarıda resim sanatının gelişimine aşık tutmuştur.

Minyatür sanatının( kitap yazma ve resimleme) da ortaya çıkması bu döneme rastlar.

Ortaçağın sonuna doğru resim sanatına temel olacak bazı kuralları, Giotto adındaki italyan ressam tablolorında uygulamıştır.

Sanatçı o güne kadar resimlerde uygulanmayan " konunun yeri, perspektif, açık-koyu " gibi unsurları işleyerek resmin babası ünvanını almıştır.

ORTAÇAĞ AVRUPA SANATI

Roma İmparatorluğunun yıkılmasından sonra Avrupa'da birçok krallık kurulur. Bu krallıkların Hıristiyanlığı kabul etmeleri nedeniyle dine büyük önem vermişlerdir. Ortaçağ'da Avrupa'da bu nedenle sanat dinin etkisinde kalmıştır. Dindeki değişimler sanatı da etkilemiş ve değişimlere neden olmuştur. Bu nedenle Avrupa sanatı dönemlere ayrılır.

Avrupa Sanatı Ortaçağda kaynağını dinden alır. Bütün sanat eserleri din için yapılır. Kiliseler, din ile ilgili heykel ve resimler görülür.

Ortaçağ Avrupa Sanatı kendi için de iki döneme ayrılır:

1- Roman Sanatı:

Roman Sanatı İ.S. 900-1200 yılları arasında görülür. Din adamlarının zenginleşmesi sonucu bir çok dinsel yapılar inşa ettirmesi ile başlar. Din adamları ile devlet adamları arasında bir sanat yarışı başlar. Bunun sonucu olarak Avrupa'nın önemli kentlerinde büyük kiliseler ve başka dinsel yapılar yapılır. Bizans sanatından ayrı olarak bu kiliselerde bazı mimari yenilikler görülür.

Roman mimarisinin temel özellikleri şunlardır:

1-Roman mimarisi kiliselerde Bazilika (Bizans kiliselerinde görülen dikdörtgen plan) planını örnek alır.

2-Malzeme olarak kesme taş kullanılmıştır.

3-Roman sanatında kiliselerin hem içinde hem dışında yuvarlak kemerler vardır.

4- Orta nef genişletilmiş ve yükseltilmiştir. Apsisin altında bir mezar odası (kripta) yerleştirilmiştir.

5-Apsisin iki yan tarafı uzatılarak kilise "T" şeklinde bir plana yapılmış ve çapraz tonoz sistemi kullanılmaya başlanmıştır.

Roman mimarisinin en önemli yapısı İtalya'daki Piza kilisesidir. Bu yapı özellikle eğri çan kulesi ile tanınmıştır.

Roman resim ve heykel sanatı çok fazla gelişmemiştir. Genellikle kiliselerin içinde süsleme olarak kullanılmıştır.

2- Gotik Sanatı:

İ.S.1200'lerde başlayan Gotik sanatında Ortaçağın baskıcı ve katı tutumundan kurtulmak ve başka bir dünyaya ulaşmak isteği görülür. Bu nedenle mimaride daha büyük ve yüksek kiliseler (katedral) yapılmaya başlar. Gotik sanatı ilk defa Fransa'da başlamıştır.

Gotik sanatında genel olarak renkli ve görkemli eserler verilmiştir. Özellikle mimaride renkli camların birleştirilmesiyle oluşturulan "vitray" büyük bir canlılık sağlamıştır. Gotik mimaride en önemli özellik sivri kemerin kullanılmasıdır. Kemerler sayesinde duvarlar artık önemini yitirmiş ve kiliseler duvar yerine kullanılan vitraylar ile aydınlanmıştır. Yapılarda ağırlığın sütun ve kemerlere verilmesi sayesinde kaba duvarlar ortadan kalkmış ve daha fazla süsleme yapılmaya başlamıştır.

Gotik mimarinin en önemli katedrallerinden birisi Notre Dame (Notır Dam) Katedralidir. Paris'te bulunan katedral Gotik mimarinin ilk örneklerinden biridir. Üç kapısı, kapının üzerindeki İsa kabartmaları, gül desenli yuvarlak penceresi (rozet) ve ince sütunların bulunduğun giriş kapısı zengin süslere sahiptir.