Olumlu Düşün Hayatın Kolaylaşsın..

02/02/2019

Etrafımızda her zaman bardağın dolu tarafını görmemiz gerektiğini söyleyen birileri bulunur. Bir de boş tarafına bakıp moral bozanlar. Sen kendini hangi tarafta gördüğünü hiç düşündün mü? Konu üzerine yapılan araştırmalarla iyimserliğin ve olumlu düşünmenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlık üzerine yeni yeni faydalarını keşfediliyor.

Tıpkı bardağın dolu ve boş tarafları gibi insanları da "olmazcılar" ve "olurcular" şeklinde ikiye ayırabiliriz. Herhangi bir fikrini ortaya attığında bazıları hemen o işin nasıl olamayacağını, ne gibi güçlüklerle karşılaşabileceğini anlatmaya başlar. Ülkemizde özellikle bu insan tipi çoğunluktadır. Eğer şanslıysan, yanında fikrin, düşüncen ne kadar imkansız olursa olsun denemen gerektiğini, en azından başlayıp görmenin iyi olacağını söyleyen ve seni yüreklendiren insanlar bulursun. Tabii ki sen de doğal olarak bu olumlu düşünen insanları kendine daha yakın hissedersin ve onlarla daha sık vakit geçirmek istersin. Madem öyle, senin de onlardan biri olmaman için hiçbir sebep yok. Olman içinse çok sebep var. Çünkü uzmanlara göre olumlu düşünenler diğerlerine göre genel olarak hem fizyolojik hem de fiziksel anlamda daha sağlıklılar. Hayatı daha kaliteli yaşıyorlar ve çok daha fazla arkadaşları var!

Olumlu Düşünenler Stresle Daha İyi Başa Çıkıyor

Yapılan bir akademik çalışmada, iyimser insanların düş kırıklığı yaratan (işe kabul edilmemek veya terfi alamamak gibi) durumlar karşısında sorunu çözmek adına ne yapabileceklerine odaklandıklarını keşfedildi.

İyimserler, hüsrana kapıldıkları durum karşısında, değiştiremeyecekleri şeyler için oturup hayıflanmak yerine bir aksiyon planı oluşturmaya başlıyor ve başkalarından yardım ve tavsiye istiyorlar. Kötümserlerse durumun kendi kontrolleri dışında geliştiğini ve ellerinden gelebilecek hiçbir şey olmadığını farz ediyorlar.

İyimser insanlar çözüm odaklı oluyor ve durup hayıflanmak yerine harekete geçiyorlar

İyimserlik Bağışıklık Sistemini Geliştirebilir

Son yıllarda zihnin beden üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu keşfedildi. Bağışıklık sistemi, düşüncelerinin ve olaylara yaklaşımının en çok etkili olduğu alanlardan biri. Yapılan bir araştırmada beynin negatif duygularla ilintili bir bölümü aktive edildiğinde grip aşısına karşı daha zayıf bir bağışıklık tepkisi verdiği görüldü.

Segerstrom and Sephton adlı başka bir araştırma birimiyse, hayatının belli konularında iyimser olanların bağışıklık sistemini kötümser olanlara göre daha güçlü olduğunu keşfettiler. Yapılan araştırmada mevcut notlarından bağımsız olarak okuldaki durumunu iyi görenler ve kötüye gittiğini düşünenler kıyaslandı. Dolayısıyla iyimser bir karakter olup olmadığının dışında, hayatın yalnızca belli bir alanında iyimser olmak bile sağlığı etkiliyor.

Olumlu Düşünmek Sağlığın için Faydalı

Olumlu düşünce yalnızca stres ve bağışıklık sistemini değil, genel sağlığını da olumlu yönde etkiliyor. Mayo Clinic, yayımladığı bir makalede iyimserliğin kalp damar sorunlarından dolayı ölüm riskini azalttığı, depresyon ihtimalini düşürdüğü ve ömrü uzattığı yönündeki bulguları paylaştı.

Olumlu düşüncenin fizyolojik olarak nasıl etkileşime girdiği tam olarak bilinmiyor. Burada spiritüel bir bakış açısı daha aydınlatıcı olabilir. Hepimiz dünyaya yaşamak ve bir amaca ulaşmak için geliyoruz. Kötümser olduğumuz zaman en yalın ifadesiyle yaşamak için bir sebep bulmakta zorlanıyoruz. Ruhumuz bu dünyada kalmanın manasını yitirmeye başlıyor. İyimser olduğumuzdaysa yaşamak için bir sebebimiz oluyor ve hayata motive oluyoruz. Motive olduğumuz zaman hücresel anlamda daha yüksek titreşimlere erişiyoruz. İşte bu durumda bedenimiz de dünyada kalmak için gerekeni yapıyor ve daha sağlıklı bir yaşama kavuşuyoruz.

Olumlu düşünmenin yalnız zihnine değil, bedenine de çok faydası var.

Daha Metanetli Olmanı Sağlayabilir

Metanet ya da esnek ve dirençli olmak, sorunlarla başa çıkabilme yetimizle ilgilidir. Esnek insanlar bir kriz veya travma durumuyla karşılaştıklarında güçlü ve çözüm odaklı olurlar. Strese kapılıp perişan olmak yerine devam edebilme gücüne sahiptirler ve eninde sonunda bu güçlüğün üstesinden gelirler. Olumlu düşünmenin insana esneklik kazandırıyor olduğu da çok açık.

Bir sorunla mücadele ederken iyimser insanlar çoğunlukla bu konuda ne yapabileceklerine bakarlar. Umutsuzluğa kapılmaktan ziyade ellerinde olan imkanları kullanırlar ve başkalarından yardım istemekten çekinmezler.

Araştırmacılar, terör saldırıları veya doğal felaketler gibi kriz anlarında olumlu düşünmenin ve olumlu duygulara tutunmanın dirençli insanlara kuvvet verdiğini ve depresyona karşı tampon görevi gördüğünü keşfettiler.

Pekala bu metanet ve iyimserlik duygusu içimizde doğal olarak yoksa ne yapacağız? İşin iyi tarafı, uzmanlara göre herkes biraz çaba göstererek bu olumlama kabiliyetine sahip olabilir. Pozitif duyguları besleyerek korkunç olaylarda bile insanlar kısa ve uzun vadeli faydaları elde edebiliyorlar. Stres seviyelerini düzenleyebiliyor, depresyonu azaltabiliyor ve gelecekte daha da çok işlerine yarayacak başa çıkma kabiliyetleri geliştirebiliyorlar.

Olumlu düşünmek Pollyannacılık yapmayı değil, kararlı, inançlı ve gerçekçi olmayı gerektiriyor.

Peki Ama Nasıl?

Olumlu düşünmek asla Polyanna'cılık yapmak değil. Polyanna'yı herkes bilir, her olayın iyi tarafına bakar. İşin aslı, uzmanlar aşırı iyimserliğin insana her zaman doğru biçimde hizmet etmediğini söylüyor. Örneğin aşırı iyimser olanlar kendi yapabileceklerini olduğundan fazla sanıp kaldırabileceklerinden fazlasını üstlenebiliyorlar ve bu da sonunda daha fazla strese ve sinire yol açıyor.

Psikologlar, her şeyi toz pembe görmek adına gerçekliği göz ardı etmek yerine insanın kendi yetilerine inanmalarını öğütlüyor. Mücadele gerektiren durumlara karşı "yapamam", "elimden bir şey gelmez", "yapacak bir şey yok" demek yerine "denemeliyim", "istersem yapabileceğimi biliyorum", "yapabilirim", "daha önce de yaptım, şimdi de yaparım" tavrı sergilemek çok da zor değil. Sadece işi kadere bırakmak yerine ipleri eline alıp, emek harcamaya başlaman gerekiyor. İşin iyi tarafı, elinden geleni yaptığın halde yine de sorun çözülmezse, vicdanın rahat oluyor ve ruh halin yine de iyiye gidiyor. Zaten gerçeklik, olayların nasıl geliştiği değil, senin onlara karşı ne hissettiğin. Başına gelen olayların hakikatini görürsen, çaresizlik alanından değil, gerçekçilik alanından bakarsan, her zaman yapabileceğin bir şey olduğunu görürsün. Olumsuz bir şeyle karşılaştığında durumu değiştirecek herhangi bir şey yap. Yapmaya başla. Başladığın anda kendini daha iyi hissettiğini göreceksin. Tek yapman gereken, değiştirebileceğine inanman ve hareket etmen.