Hitlerin Başarı Sırrı ; R-kompleksle yönetmek..

20/12/2018


    Normal şartlarda Türklerin iyi roman yazdığını düşünsemde, kişisel gelişim, sosyoloji, bilimsel temelli kitaplarda Türk yazarların pek başarılı olduğunu düşünmediğimden raflarda defalarca görmeme rağmen, Mümin Sekman'ın 'Her şey beyinde başlar' isimli kitabını okumak için içimde bir heves uyanmamıştı. Sonunda isteksizliği yenerek okudum ve ne kadar önyargılı yaklaştığımı anladım. Bazı şeyleri anlamlandırmak adına fikrimi değiştiren kitaplardan biri oldu.

    Her şey beyinde başlar;

    Beyin vücudun anatomik hiyerarşisinin en başında bulunuyor, geçmişe takılıp kalmayalım diye de gözlerimizi önüne almış.

    Vücut ağırlığımızın %2'sine sahip olmasına rağmen geri kalan %98'i yönetiyor. Nasıl bir gücü olduğunu tahmin edin ve ona gereken önemi verin!

    İnsanın sahip olduğu beceriler 2 gruba ayrılıyormuş:

    Temel ve türev. Temel beceriler konuşmayı öğrenmek, türev beceriler sohbet etmek. Temel beceriler 3-4 yaşlarında öğrenilmesi gereken beceriler.

    "Çoğumuz dışımızdaki hayatın tasarımını anlamak için kullanırız beynimizi. Bazılarımız içinde tasarladığımız hayatı dış dünyada gerçekleştirmek için. Birinci grubun en iyileri bilge olur, ikinci grubun en iyileri başarılı.' Bence en önemlisi hangisi olmak istediğinize karar vermek."

    Biraz nörolojik bilgi de aktarayım.

    Beynin 3 katmanı var:

    1. Katman: Reptilian sistem-Sürüngen beyin-İlkel beyin- R-Kompleks:

    Sürüngen beyin, adı “aşağılayıcı çağrışımlar yapsa da, “hayatta kalma” içgüdüsünün merkezidir. Bu beyin bölgesine, sürüngenin ingilizcesinin (reptilian) ilk harfinden hareketle R-kompleks de denilmektedir.

    En yaşlı beynimiz, sürüngen ve kertenkelelerde de mevcut.

    Öncelikli hedefi hayatta kalmak, ikinci hedefi soyunu çoğaltmak. İyi haber bizim beynimizin %10'unu sürüngenlerin beyninin ise tamamını kaplıyor. Düşünmez, içgüdüseldir. Yeni şeyler öğrenmeyi sevmez. Tehlike anında kalp atışını, refleksleri uyarır, yani tehlikeli bir şey gördüğünüzde yüzünüzün renginin kaçmasını sağlar çünkü o anda kan akışını kaçmanızı sağlayacak bacaklarınıza yönlendirmiştir.

    Bencil ve gösterişçidir. Çıkarlarına endekslidir, başkaları ne der diye düşünmez. Güçlüyse saldırır, güçsüzse dedikodu yapar. Konuşmak yerine eylemlerle kendini ifade eder. Sanattan, kitaptan hoşlanmaz. Kan bağına bağlı yakınlık kurar. Sabit fikirlidir.

    2. Katman: Limbik sistem - Duygusal:

    Duygusal beynimiz. Kedi, köpek ve keçilerde mevcut. Bizimde beynimizin %20'lik alanını kaplıyor. Hafıza üzerinde güçlü etkiye sahip. Yoğun acıya ve zevke odaklanır. Belleğe arşivler. Travmatik anıyı unutmayı engeller. Sevdiklerimiz için yaptığımız fedakarlık, empati, annelik duygusunun ana kaynağıdır.

    3. Katman: Neo-korteks- Düşünen beyin:

    Mantıklı, düşünen beynimiz. Kültürün kaynağı. En genç beyin katmanı ve sadece insanlarda mevcut. Beynimizin %70'ini kaplar. Hem hayatımızda hem de anne karnında en son olgunlaşan kısım. 25 yaş civarında tamamlanıyor. Dürtü kontrollerini yapar, kitap okur, yazı yazar, hayal kurar.

    "Sadece katmanları bilmenin bize faydası ne derseniz, biraz daha derin düşünme ile kendimizi ve sosyal çevreleri analiz etmemize ve dolayısıyla insan ilişkilerini düzenlemeye faydalı."

    Mesela az gelişmiş toplumlarda ilkel beyin baskın karakterler bulunurmuş. Şöyle bir düşünün tecavüz, şiddet, bencillik en çok hangi toplumlarda var ve bu toplumlar ne kadar gelişmiş?

    Ama ben burada yazarın örnek verdiği çok etkileyici bir noktayı paylaşmak istiyorum.

    Hitler ve Almanların akıl tutulması

    Kant, Hegel gibi büyük filozofları, Einstein gibi bilimcileri, Goethe gibi büyük yazarları, Wagner gibi büyük bestecileri çıkarmış bir Alman toplumu, nasıl olur da Hitler gibi bir delinin peşinden gitmişti? Üstelik 20 milyondan fazla insanın ölmesine neden olduğu halde? Hitler "mühendis kafalı" olmalarıyla ünlü Almanlara ne yapmıştı? Onların mantıklarını nasıl "servis dışı" hale getirmişti? Sorunun özü;

    Mantıklı insanların / toplumların mantıksız davranmaya başlamasına sebep olan neydi?

    Uzun süren araştırmalarla cevabın bazı parçaları keşfedildi. "R-kompleks"

    Yukarıda bahsettiğim R- kompleks, yani "Sürüngen beyin bölgesi" bu mantıksız davranışların sebebi.. Her beyinde bulunur.

    R-kompleksle yönetmek, kitlelerin beynindeki "ilkel içgüdüleri aktive ederek, mantıksal düşünmeyi baskılamak" demektir.

    Peki bu tip liderlerin metodu neydi?

    Sosyal psikoloji araştırmalarına göre, bir insanın beyinin R-kompleks seviyesine indirgemenin en iyi yollarından biri onu bir gruba dahil etmekti. İnsanları "biz ve onlar" diye ayırmaktı. İç bağları sıkı bir grup içindeki kişi "akıl ihalesi" yoluyla mantığını kullanmaktan vazgeçebiliyordu.

    Bu amaçla kullanılan ikinci yol, kitleleri "korku kültüründe" yaşatmaktı. Aynı şekilde "dış düşmanlar" göstererek korkuya dayalı politik propaganda yapılarak da kitleler R-kompleks seviyesine indirilebiliyor. Gerçek dış düşmanlar yoksa, da hayali dış düşmanlar yaratılıyordu!

    3-D Stratejisi

    Araştırmacılara göre, bu siyasi stratejide 3-D çok önemlidir:

    • Düşman göster,
    • Dayanışma duygusunu kışkırt,
    • Düşündürme!

    Sürekli çatışma çıkar ki, taraftarların düşünemesinler! İnsanların mantığına değil içgüdülerine hitap et!

    Peki kitleler bu tip "R kompleksli" liderlerde ne buluyorlar?

    1.D- Özdeşlik kurma; En önemli açıklamalardan biri özdeşlik kurma psikolojisiydi. Araştırmacılara göre, kendi hayatında yenik, ezik, kompleksli kişiler, bu tür gücü ve otoriteyi temsil eden liderler üzerinden, kendilerini ezen kocalarından, patronlarından, üst sınıftan kendilerince intikam alıyorlardı.

    2.D- İntikam aracı olma; R-komplekse hitap eden liderlerin en büyük sırrı, kendinden olmayanlara karşı, taraftarlarına kendisini bir "intikam aracı" olarak sunmalarıydı. Onlar hep; Kaybedenlere oynayarak kazanıyorlardı! Bildiğiniz mağdur edebiyatı yani..

    3.D-Düşman yaratma ; Kimliklerini bir düşmana göre konumlandırıyorlardı. Sürekli çatışma çıkartarak gündemde kalıyor, Düşman yoksa, hayali düşmanlar yaratıyorlar, eğitimsiz ama öfkeli kitlelerin enerjisini bu yöne kanalize ederek, oy kazanıyorlardı.Sürekli kendi kitlesinin mantıklarına değil içgüdülerine hitap ediyorlardı.

    Taraftarlarına empoze ettikleri korkuların başlıcası "Biz onları temizlemezsek, yakında onlar çoğalıp bizi temizleyecekler"di. Otomatikman bu hayatta kalma refleksi R-korteksi uyarıyor, sorgusuz ve körükörüne sadakati, bu hayatta kalma isteği ile biraraya getiriyordu.

    Mesajları şöyleydi: "Ben de senin gibiyim ama senin olmadığın bir yerdeyim, oyunla bana güç ver nefret ettiğin herkesin canını okuyayım!"

    Bu tip liderler kolaylıkla iktidara gelebilirken, gidişlerinde büyük bedel öder ve ödetirler. Çünkü hakim durumlarını kötüye kullanıp, kendilerini tek seçenek olmaya zorlarlar.

    Bu tip liderler aslında içinde yaşadıkları toplumlar için bir zeka testidir.

    Bu zeka testinden başarıyla geçebilmek için beynimizin R-korteks ( Sürüngen beyin) kısmına seslenenleri görerek, duymazdan gelmekle ve Neo-korteks ( Düşünen beyin ) kısmını kullanmaya başlamamızla mümkün olacaktır. 

    Evet sevgili okuyucular, umarım sizler için de aydınlatıcı bir yazı olmuştur..