Düşündüğünü Yaşarsın..

11/02/2019

Bilim dünyası metafizik ve ruhçuluk hocalarının yüzyıllardır bildikleri şeyi henüz keşvetmeye başlıyor. Fiziksel evrenimiz gercekte herhangi bir "madde" den oluşmuyor; onun temel yapısı enerji diye adlandırabilecegimiz bir çeşit güc ya da öz'dür.
Fiziksel olarak, hepimiz enerjiyiz; içimizdeki ve dışımızdaki her şey de enerjiden oluşmaktadır. Hepimiz tek ve büyük bir enerji alanının parcasıyız. Katı ve bizden ayrı olarak algıladıgımız şeyler gercekte, hepimizi kapsayan asli enerjimizin degişik biçimleridir. Fiziksel anlamda da bizler gercekten "bir"iz.
Enerji Manyetikdir; Enerjinin yasalarından biriside şudur; Bellirli bir nitelige yada titreşime sahip enerji, kendisine benzer bir nitelik ve titreşime sahip enerjiyi çekme egilimindedir.
Düşünce ve duygular da manyetik enerjiye sahipdirler; bunun sonucu olarak da benzer yapıdaki enerjiyi kendilerine çekerler. Bu prensibi uygulamada da görebiliriz; örnegin, bazen az önce düşünmekte oldugumuz kişiyle tesadüfen burun buruna geliriz ya da işimiz rast gider ve o anda gereksindigimiz bilgiyi ,içeren bir kitabı elimize alırız.
Şekil Fikri Takip Eder; Düşünc hızlı, hafif, devingen ve akışkan bir enerji şeklidir. Madde gibi daha yogun şekillerden farklı olarak hemen, bir anda belirir.
Bir şeyi yaratırken, onu önce bir düşünce şeklinde yaratırız. Bir düşünce yada fikir daima o olayın gerçekleşmesinden önce gelir ve oluşur. "Akşam yemegini hazırlamam gerek" fikri yemegin hazırlanmasından önce oluşmuştur. "Bir iş bulmalıyım" fikri de iş arayıp bulma eyleminden önce oluşur ve bu örnekler sonsuza dek çogaltılabilir.
Fikir de bir plan, bir proje gibidir; o gerçekleşecek şeklin bir görüntüsünü yaratır; bu görüntü sonra, fiziksel enerjiyi manyetize ederek ve yönlendirerek bu şekle akmasını saglar ve en sonunda da fiziksel dünyada onu tezahür ettirir.
Fikirlerimizi gercekleştirmek için dogrudan fiziksel eylemde bulunmadıgımız zaman da aynı prensip gecerlidir. Sadece bir fikri yada düşünçeyi alıp onu zihnimizde tutmak bile bir enerjidir, ve bu enerji bu şekli kendine çekip onu maddi düzlemde yaratmaya girişecektir. Eger sürekli hastalık konusunda düşünürseniz eninde sonunda hastalanırsınız; eger güzel bir insan oldugunuza inanıyorsanız, gercekden güzelleşirsiniz.
Radyasyon (bir merkezden yayılarak dagılma) ve çekim yasası:
Bu evrene ne gönderirseniz onun size geri yansıyacağı prensibidir. "Ne ekerseniz, onu biçersiniz" özdeyişi bu prensibi içerir.
Bu prensibe göre, hayatta en çok düşündügümüz, en güçlü biçimde inandıgımız, en derinden bekledigimiz ve/veya hayalimizde en canlı şekilde canlandırdıgımız şeyleri kendimize çekeriz. Olumsuz duygular içinde, korku dolu güvensiz ya da endişeliyken, kaçınmaya çalıştıgımız aynı deneyimleri, durumları ya da kişileri kendimize çekeriz. Böylece kurdugumuz düşlere ne kadar fazla pozitif enerji yüklersek, o düş yaşamımızda o kadar çabuk bir biçimde gerçekleşmeye başlar.
Yaratıcı İmgelemeyi Kullanmak
Degişimin süreci yüzeysel düzeylerde, sadece olumlu düşünme vasıtasyla gerçekleşmez. O yaşama karşı en temel ve derin yaklaşım ve egilimlerimizi araştırmayı keşfetmeyi ve degiştirmeyi gerektirir. İşte bu yüzdenyaratıcı imgelemeyi kullanmayı ögrenme, derin ve anlamlı bir gelişme süreci haline gelebilir. Bu sürec esnasında, sık sık kendimizi nasıl engelledigimizi, korkularımız ve olumsuz kavramlarımız yüzünden, elde edecegimiz doyum ve başarıyı nasıl kısıtladıgımızı keşvederiz. Bir kez açıkça görüldüler mi, bu sınırlayıcı egilim ve yaklaşımlar yaratıcı imgeleme yoluyla yok edilebilirler. İşte o zaman mutlulugu, doyumu ve sevgiyi bulup gercekten yaşıyabiliriz.
İlk başlarda yaratıcı imgelemeyi belirli zamanlarda ve belirli hedefler için uygulaya bilirsiniz. Onu uygulamayı bir alışkanlık haline getirince ve onun saglayacagı yararlara inandıkça, yaratıcı imgelemenin düşünme sürecinizin ayrılmaz bir parcası haline geldigini göreceksiniz. O artık, yaşamınızı daima kendinizin yarattıgı bildiginiz bir bilinç hali, sürekli bir farkındalık olacaktır.
Yaşamınızın her anını düşleyebilecegimiz en iyi, en güzel, en doyum verici yaşamı biçimde sectigimiz harikulade bir yaratma anına dönüştürmek-işte yaratıcı imgelemenin en son ve en yüksek noktası budur...
Etkili İmgeleme Yapmak İçin Dört Temel Adım1- Hedefinizi Belirleyin
Sahip olmak ugrunda çaba göstermek,gerçekleştirmek ya da yaratmak
istediginiz şeye karar verin. Bu bir iş, bir ev, bir ilişki geçirmek istediginiz bir degişim,refaha kavuşmak, daha mutlu bir ruh hali, daha saglıklı olmak,güzelleşmek,daha iyi bir fiziksel hale gelmek - herhangi bir şey olabilir.
Önce gercekleşebilecegine inandıgınız,yakın bir gelecekte gercekleşebile
ceğini hissettiginiz hedefler belirleyin. Böylece kendi içinizde oluşacak aşırı olumsuz bir direnişle başa çıkmak zorunda kalmaz ve yaratıcı imgelemeyi ögrenirken başırıya ulaşma duygusunu en üst düzeye çıkarabilirsiniz. Sonraları deneyimli hale gelince, daha zor ve çaba gerektiren sorunları ele alabilirsiniz.
2 - Net Bir Fikir ya da Görüntü Yaratın
Gerçekleşmesini istediginiz şeyi ya da durumu,olmasını istediginiz biçimiyle hayalinizde canlandırın ya da düşünün. Ançak bu şeyi şu anda gerçekleşmiş gibi zaten olmuş gibi düşünmeye öyle hissetmeye çalışmalısınız. Şimdi kendinizi o durumun içinde arzu ettiginiz şekilde görmeye çalışın ve sahneye mümkün olduğunca çok ayrıntı katın.
3 - Sık Sık Üzerinde Odaklanın
Arzu ettiginiz şeyin fikrini ya da görüntüsünü hem sessiz meditasyon seanslarında hem de gün boyunca aklınıza gelen her an sık sık zihninizde canlandırın. Bu şekilde, o yaşamınızın ayrılmaz bir parçasına dönüşür; sizin için giderek daha gerçek hale gelir ve siz de giderek onu daha başarıyla zihin ekranınıza yansıtabilirsiniz.
4 - Ona Pozitif Enerji Yükleyin
Hedefinize odaklanırken onunla ilgili olumlu,yüreklendirici şeyler düşünün. Bu arada kendi kendinize güçlü olumlu bildirimlerde bulunun;elde etmek istediginiz şeyin var oldugunu söyleyin. Kendinizi, arzuladıgınız oşeyi alırken ya da kazanırken görmeye çalışın. Bu olumlu bildirimlere "onaylamalar"denir.Onaylamaları kullanırken, taşıdıgınız kuşku ya da güvensizlikten geçiçi olarak kurtalmaya;onları hiç olmazsa o anlık safdışı etmeye çalışın ve arzuladıgınız şeyin gerçekleşmesinin mümkün olduğunu, onun gerçek oldugunu hissetmeye çaba gösterin.
Hedefinize ulaşınçaya ya da artık ulaşma arzusu duymayıncaya dek bu yöntemle çalışmayı sürdürün.Unutmayın ki hedefler gerçekleşmeden önce sık sık degişir,ki bu da insanın degişim ve gelişim süreçinin tamamen dogalbir parçasıdır.Bu nedenle onun için sahip oldugunuz enerji tükenince artık aynı amacı sürdürmeye çalışmayın eğer artık hedeflediginiz şeye ilginizi yitirdiyseniz, bu ona yeni bir bakışla bakmanın zamanının geldigini göstermektedir.
Eğer hedefinizin artık değiştigini anlarsanız bundan kendinizi mutlaka haberder etmelisiniz.Önceki hedefe artık odaklanmadıgınız gercegi üzerine enine boyuna düşünüp kesin bir karara varın. Eski döneme son verip yenisini başlatın. Bu yalnızca fikrinizi değiştirdiginiz bir durumda karmaşaya düşmenizi ya da "başarısızlığa" ugradığınız hissine kapılmanızı önler.
Arzuladıgınız şeye,hedefinize ulaştıgınızda da, işin tamamlandıgını kendinize bildirmelisiniz. Sık sık arzu ettiğimiz ve imgelediğimiz şeyleri elde eder,ama başarıya ulaştığımızdan kendimizi bilinç düzeyinde haberder etmeyi unuturuz!Bunun için kemdinizi takdir etmeyi ihmal etmeyin ve evrene dileğinizi yerine getirdiği için şükranlarınızı sunmayı unutmayın.