Düşüncelerinizi,Mucizelere Nasıl Dönüştürebilirsiniz..

14/01/2019

Beynimizin en az %75'i sudur ve az haşlanmış yumurta kıvamında bir yapısı vardır.Beynimiz nöronlar adı verilen yüz milyar sinir hücresinden oluşur ve onlar sıvısal bir ortamda sonsuz bir şekilde bir araya gelip koparlar.Her sinir hücresi yapraksız ama esnek bir meşe ağıcına benzer;kıvrımlı dalları ve kök sistemleriyle diğer sinir hücrelerine bağlanır ya da bağlarını koparır.Belli bir sinir hücresinin bağlantılarının sayısı,sinir hücresinin beynin hangi bölgesine bağlı olduğuna göre binden yüzbine kadar değişir.Örneğin neokorteksinizde yani düşünen beyninizde,bu rakam nöron başına onbin ile kırkbin arasında değişir.

Beyni bir bilgisayara benzetirsek,her nöron 60 mb.ram hafızalı bir kapasiteye sahiptir.Yeni şeyler öğrendikçe ve yaşamlarımızda yeni deneyimler kazandıkça,nöronlarımız birbirleriyle yeni bağlantılar oluşturarak eloktrokimyasal bilgi alışverişinde bulunur.Bu bağlantılara snaptik bağlantılar adı verilir.Çünkü,bir nöron dalı ile bir diğerinin kökü arasındaki boşluğa yani,hücrelerin bilgi alışverişi yaptığı bu yere snap ismi verilmektedir.

Öğrenme ,yeni sinaptik bağlantılar oluşturmaksa,o zaman anımsama ise bu bağlantıları bağlı halde tutmak demektir.O nedenle aslında, bir anı,sinir hücreleri arasındaki uzun dönemli bir ilişki ya da bağlantıdır.Bu bağlantıların yaratılışı ve zaman içerisindeki değişiklikleri,beynin fiziksel yapısını da değiştirir.

Beyin bu değişiklikleri yaparken,düşüncelerimiz nöral ileticiler denen serotonin dopamin gibi çok çeşitli kimyasalların karışımlarını üretir.Birşeyler düşündüğümüzde,bir nöron ağıcının dallarından birindeki nöral ileticiler sinaptik boşluk boyunca ilerleyerek bir başka nöron ağacının köküne erişirler.Bu boşluk birkez aşıldığında,nöron elektriksel bir bilgi sinyali çakar.Aynı şeyleri düşündüğümüz sürece,nöron da hep aynı yolda sinyal çakmaya devam eder ve iki hücre arasındaki ilişki güçlenmeye başlar.Bu sayede nöronlar,sinyalleri göndermeye daha hazır hale gelirler.Sonuç olarak,beyin sadece öğrenilen değil,aynı zamanda anımsanan şeyler için de fiziksel kanıtlar sunar.Bu seçici güçlendirme sürecine,sinaptik güçlenme adı verilir.

Nöron ormanları,hep birlikte yeni bir düşünceyi desteklemek üzere sinyaller çakmaya başladıkları zaman,extra bir kimyasal protein sinir hücrelerinin içinde üretilir ve hücre merkezinin içine ya da çekirdeğe doğru ilerleyip burada DNA'nın içerisine yerleşir.Sonra bu protein bir kaç geni birden açar.Genlerin görevi hem yapısal ortamı,hem de bedenin işlevlerini sürdürmek olduğundan,sinir hücreleri kendi aralarında yeni dallar yaratmak üzere hızla yeni proteinler üretirler.Böylece,bir deneyimi yeterince tekrar ettiğimizde,beyin hücrelerimiz sadece daha güçlü bağlantılar oluşturmakla kalmaz,aynı zamanda sayısal olarak da daha büyük miktarda bağlantılar oluşturur ki bu da bedenin fiziksel yapısını etkiler.

Yeni birşey düşündüğünüz zaman,nörolojik,kimyasal ve genetik olarak değişmeye başlarsınız.Aslında,sıradışı bir öğrenme süreci,yeni düşünme biçimleri ve taze deneyimler ile saniyeler içinde bile binlerce yeni bağlantılar oluşturabilirsiniz.Bu,sadece düşünerek yeni genlerinizi hemen bireysel olarak aktive edebileceğiniz anlamına gelir.Bu zihnin maddeye olan üstünlüğüdür.

Nobel ödüllü Eric Kandel,yeni anılar oluştuğunda duyusal nöronların içindeki sinaptik bağlantıların sayısının iki katına çıkarak 2600'e ulaştığını kanıtlamıştır.Bununla beraber,orjinal öğrenme deneyimi tekrar edilmedikçe,bu bağlantıların sayısı orjinal 1300 rakamına üç hafta içerisinde geri dönmektedir.Bu sebeple öğrendiklerimizi yeterince tekrarlarsak,onları gelecekte anımsamamızı destekleyecek olan nöron topluluklarını güçlendirmiş oluruz.Bunu yapmadığımız takdirde,o zaman sinaptik bağlantılar,kısa süre içinde kaybolurlar ve anı silinir.

Bu nedenle,aynı şeyleri düşündüğünüzde ve her defasında aynı duyguları hissettiğinizde aslında yeni birşey öğrenmiyorsunuzdur.Nöronların çakması,aynı dizinleri ve kombinasyonları tekrar etmesi demektir.Onlar artık hergün kullanmakta olduğunuz otomatik programlar haline gelmeye başlar.Bir dili konuşmak için otomatik nöral ağlarınız vardır,traş olmanız ve makyaj yapmanız için de.Bunların hepsi edimsel anlamda çaba sarfetmeyeceğiniz otomatik işleyişlere dönmüş olur.Yani üzerinde düşünmeseniz de o hareketler gerçekleşir.

Bu devreleri ne kadar sık takviye ederseniz,bağlantılarınız o kadar fazla oluşur ve kalınlaşır.Tıpki bir köprüyü ya da otobanı güçlendirmek için yeni sütunlar ya da yollar yapmak gibi.Beyniniz sürekli olarak aynı şekilde sinyaller gönderdiğinde,hep aynı seviyede bir zihin ve düşünce üretirsiniz.Dolayısyla beyniniz kendisini sonsuz sayıda otomatik programlara göre organize eder ve siz hep aynı şeyleri düşünür ve yapar hale gelirsiniz.İşte bu sizin kimliğiniz haline gelmiştir artık.Tekrar tekrar aynı seviyedeki zihni yaşarsınız.Nörolojik olarak devreleriniz hep önceden bellidir artık ve bu sizin iradeniz haline gelmiştir.

Düşünceleriniz,seçimleriniz,davranışlarınız,deneyimleriniz ve duygusal halleriniz yıllar boyu aynı kalırsa,aynı düşünceler daima aynı duygulara yol açıp onları hep aynı şekilde tekrarlanan sonsuz döngüler haline sokar.Bu durum zaman içinde,belli bir nöral ağ zincirini hakim kılarak hep aynı seviyede düşünme sistemini oluşturur bu da yaratıcılığın en büyük katilidir.O yüzden düşüncelerimizi hep aynı yerden ve seviyeden oluşturmak yerine başka yollardan ve başka seviyelerden oluşturmamız gerekmektedir.Bu da düşünce ve dolayısıyla davranışlarımızın değişmesini ve yeni bir kimlik yaratmamızın önünü açar.Sadece düşünsel olarak değil aynı zamanda gen yapısının değiştirilerek fiziksel durumumuzun da değişmesini sağlar.Hatta tüm hastalıkları yenmenin tek yolu da budur aslında.Ne düşünürseniz onu yaratırsınız..