Beyninizi Değiştirirseniz Güçlü ve Mutlu Yaşarsınız

18/03/2019

İnsan beyni karmaşık ve üstün bir sisteme sahiptir. Bu özelliği hiç bir bilgisayarla karşılaştırılmayacak kadar gelişmiştir. Beyin ile ilgili araştırmalar arttıkça, zihnin kavrama sınırlarını aşan birçok detay görülür. Beyinle ilgili yeni keşifler yapıldıkça, aslında daha keşfedilecek ne kadar fazla ayrıntı olduğu fark edilir. 


Beyinde 10 milyardan fazla hücre vardır. Vücudun %2 si kadar ağırlığı olduğu halde harcanan enerjinin ve oksijenin %20'sini beyin kullanır. Bir insanın mutlu, dingin, başarılı olabilmesi için her şeyden önce beyninin nasıl çalıştığını bilmesi gerekmektedir. Beyninin nasıl çalıştığını bilen biri, onun kapasitesini daha da artırır. Olumlu düşünmesi kolaylaşır, motivasyonu artar.
Beyin, doğumdan sonraki 2-3 yıl içinde büyümesine ve gelişmesine devam eder. İnsan yavrusu doğduğunda aslında anne karnındaki gelişmesini tamamlamamıştır. Bu yüzden doğduktan sonra kendini idare eder duruma gelmesi için yıllar geçmesi gerekir. Çocuğun yürümeye ve konuşmaya başladığı dönemlerde beyin gelişmesine hızlı bir şekilde devam eder. Bu süreç daha sonra yavaşlar, ancak gelişmesine ömür boyu devam eder. 

Bu gelişimde en önemlisi dış uyaranlar ve çocukluk çağında geçirilen olaylardır. Bu yüzden bir çocuğa ne verilecekse öncelikle 0-6 yaş, döneminde verilmelidir. Özellikle anaokulu eğitiminin bu yapılanmada özel bir yeri vardır. Aksi takdirde beyin, kafanın içinde kendi bildiğine göre çalışır.
0-6 yaşta ailenin verdiği eğitim anne babanın birlikteliği önemlidir. Bugün birçok ailede çocukla sadece anne, ya da sadece baba ilgilenmektedir. Mesela bir araştırmada anne-babanın işbirliği içinde çocuğun dersleri ile ilgilenmesinin beyin gelişimini olumlu etkilediği tespit edilmiştir. Hatta babanın buradaki fonksiyonu arttıkça çocuğun hayata karşı daha olumlu baktığı saptanmıştır. Başka bir araştırmada sınavlara babası ile çalışan öğrencilerin çok daha başarılı olduğu bulunmuştur. Bu yüzden çocukla tüm gün birlikte vakit geçirmek önemli değildir. Esas olan geçirilen vaktin niteliği, kalitesi ve anne babanın arasındaki uyumdur. 

 
Beyni en çok yoran monoton yaşamdır.
Beyni en çok yoran durum monotonluktur. Çünkü sürekli aynı şeylerle uğraşıldığında, beyinde hep aynı hücreler çalışır. Bu hücre grubu bir süre sonra da yorulur. Bu yüzden kişinin hayatı ne kadar renkliyse, ne kadar farklı uğraş ve hobileri varsa beyni de o kadar dinlenmiş halde olur. Çünkü böylece sürekli farklı farklı hücre grupları çalışır. Çalışıp yorulan hücreler ise başka bir hobi ile ilgilenince dinlenmiş olur. 

 
Eğer bir kişinin durağan bir yaşam biçimi varsa, aslında bu kişinin bir beyne ihtiyacı çok azdır. Çünkü burada bedenin aldığı bir risk yoktur. Beynin öncelikli amacı bedenin sağ kalmasını sağlamaktır. Çevresel bir uyarının az olduğu veya riskin sıfır olduğu ortamlarda beyin bundan olumsuz etkilenir. Bu yüzden monoton yaşayan, evden çıkmayan, hep aynı işlerle uğraşan kişilerin beyin giderek geriler. Her gün gidilen yolu değiştirmek, farklı sokaklardan geçmek ve böylece beyni şaşırtmak da zihin için çok yararlı bir egzersizdir. Bu beyni monotonluktan ve kalıplardan kurtarır, yeni bir şeyler fark etmesini sağlar. 

 
Monoton yaşamın bir diğer zararlı etkisi unutkanlıktır. Sürekli aynı beyin bölgeleri çalışması sonucu bu bölgelerin yorulması hafızayı zayıflatır. Kısacası unutmak beyin yorgunluğundan kaynaklanır. Monoton yaşam sonucu kişinin depresyona girmesi, olaylara negatif anlam yüklemesi, en küçük şeylerde moralinin bozulması kolaylaşır. Olumlu düşünmesi zorlaşır, motivasyonu düşer. Beyin zamanla depresyona girer ve farklı çalışmaya başlar. Çevredeki olaylar fazla değişmese bile negatif algılamaya başlar. Mutlu olduğu zamanlar ise çevreyi pozitif algılar.
Ağır depresyon yaşayanların duyguları çok yoğun ve uzun süreli ise bu durum beynin hafıza fonksiyonlarını bozar. Genellikle zihin önemsediği konuları daha çok akılda tutar. Ancak depresif kişilerin giderek etrafa ilgisi azalır ve bu da hafızayı zayıflatır. Bazen bu unutkanlığın düzelmesi yılları bulabilir, hatta kalıcı olabilir. Eğer depresyon çok ileri seviyelere ulaşırsa, gün içinde beynin salgıladığı hormonlar, performansı olumsuz yönde etkiler. Mutsuzluk giderek artar, mutluluk hormonunu olan serotonin ve dopaminin üretimi azalır. Sonuçta kişi kısır döngüye girer ve bu zinciri kırması zorlaşır. 


Hobiler beyni dinlendirir.
Monotonluktan çıkmak için bir hobi edinmek çok yararlıdır. En basit hobiler bile, beynin dinlenmesini ve mutlu olmasını sağlar. Ancak yapılan araştırmalarda spor yapmanın beyin sağlığı açısından ayrı bir yeri olduğu bulunmuştur. Beyin hücreleri arasındaki dentrit isimli bağlantıların spor yapanlarda giderek güçlendiği, ayrıca sporun beyinde endorfin denen mutluluk veren hormonun üretimini artırdığı bulunmuştur. Endorfin kişiye haz ve mutluluk duygusu verir ve zihnin gelişmesini sağlar. Örneğin bisiklet egzersizi ya da fitness sonrası beyin hücreleri arasındaki bağlantılar artar. Bunun sonucu muhakeme, düşünme, hatırlama ve karar verme fonksiyonlarında iyileşme olur. 


Spor tercihlerinde beyne hasar vermeyen sporlara yönelmek önerilir. Çünkü beyne gelen sert darbeler sinir bağlantılarında mikroskobik hasarlara neden olabilir. Boks gibi kafaya darbe gelen sporlarda sürekli olarak küçük küçük hasarlar oluşur. Bu da zamanla beyinde küçülmeye neden olur. Bu yüzden hobi olarak bu gibi sporların seçilmesi beyin açısından uygun değildir. Spor yaparken darbelerin beyinde oluşturabileceği hasarın bilincinde olmak, buna uygun tedbirler almak gerekir. Çocuklar için kullanılan kafasına vurmayın aptal olur sözü belki bununla ilgilidir. 


Beyin oksijen sever, temiz havada daha iyi çalışır.
Beyin açık havada ve ayakta dururken daha iyi çalışır. Bir araştırmada ayaktayken beynin fonksiyonları yaklaşık %10 daha fazla iyi bulunmuştur. Bu yüzden yapılan egzersizlerin açık havada ve ayakta olması önerilebilir. Mesela önemli bir karar alınacaksa, bunun açık havada yürürken almak daha iyi analiz yapılması açısından daha yararlıdır. Kolları sallayarak yürüme de ek yarar sağlar.
Yüksek kaygılı durumlardan kurtulmanın en basit yolu doğru nefes almaktır. Yüksek kaygıda sağlıklı düşünme bozulur. Bu kişide solunum kasları aşırı kasılır ve oksijen seviyesi düşebilir. Ayrıca dokularda karbondioksit birikimi, kaslarda yorgunluğa ve kramplara yol açar. Bu durum ise olumlu düşünmenin bozulmasına ve genel performansın düşmesine neden olur. Derin ve düzenli nefes almayı öğrenen kişiler ise kandaki oksijen durumunu bu sayede iyileştirir. Oksijen yükselmesine ve nefese odaklanma sonucu zihin kaygıdan uzaklaşır ve bu durum yüksek kaygının azalmasını neden olur.


Oksijenin ve temiz havanın az olduğu ortamlarda ise beyin olumsuz etkilenir. Örneğin yüksek dağlarda oksijen oranı düşüktür. 2 bin 400 metre yükseklik sınır bir değerdir ve bu seviyelerden sonra beyne daha az oksijen gitmeye başlar. Bu yükseklikten daha yukarı tırmanan dağcılarda zihin çalışması bozulmaya başlar. Bu kişiler görünmeyen bir takım varlıkları hissettiklerini, iç dünyalarında garip duyguları olduğunu, sebepsiz yere paniğe kapıldıklarını bildirmişlerdir. Çünkü oksijen seviyesindeki düşme, beynin görsel ve duygusal sinyalleri kontrol eden korteks isimli bölümde fonksiyon bozulmasına neden olmaktadır. Kişi hayal görmeye başlar. Bu yüzden eğer odanız havasız ise, havalandırın, havanızın değiştiğini görürsünüz. 


Çocuklarla ve hayvanlarla vakit geçirmek beyne iyi geliyor.
Çocuklarla veya hayvanlarla daha fazla vakit geçirme gibi farklı düşünme ortamları beyni geliştirir. Çocuklarda ve hayvanlardaki sıra dışı davranışlar beyni şaşırtır ve farklı farklı bölgelerinin çalışmasını sağlar. Sadece çocuklar değil, olaylara bakışı sizden farklı olan bir insanla konuşmak beyin için iyi bir antrenmandır. Çünkü zihinsel veya davranışsal olarak yapılan sıra dışı değişiklikler beynin istediği bir şeydir. Örneğin sağ elini kullanan birisinin saç tarama, diş fırçalama, yemek yeme gibi davranışları öteki elle yapması da benzer egzersizlerdir. 


Merak etmek beyin için iyidir.
Yeni bir şeyler okumak, bilgilenmek, merak etmek de çok önemlidir. Bunama veya Alzheimer isimli rahatsızlığa okuma alışkanlığı olan kişilerde daha az rastlanır. Az eğitimli kişilerde ise bunama daha sıktır. Kısacası herhangi alanda eğitim almak beyni daha güçlü hale getirir. Okunan konuların tekrar zihinde yorumlanması ve hayal edilmesi yararlı bir egzersizdir.
Okumak beynin sol tarafını harekete geçirirken, hayal kurma ise beynin sağ tarafını devreye sokmaktadır. Böylece beynin tamamı çalışmış olur. Bu nedenle güzel bir hayalden sonra ders çalışmak beynin sol tarafı dinlenmiş bir halde olacağı için, performansı da artırmaktadır. Örneğin öğrencilerin çalışmadan önce gelecek hedefleri ve hayalleri ile ilgili düşünmesi öğrenme sürecini olumlu etkiler. Bunun gibi hiçbir hayali ve hedefi olmayan bir öğrencinin yeterli miktarda ders çalışması olanaklı değildir. Tekrar tekrar aynı hayali düşünmek ve üzerinde analiz yapmak zihnin bunu başarmasını kolaylaştırır. 


Kadın detaya, erkek genele odaklı.
Kadınlar detaylara, erkekler genele daha fazla odaklıdır. Detaylara bakmak sol beyin ile ilgili, genele bakmak beynin sağ tarafı ile ilgilidir. Belki bu özellik ilk çağlardan kalma genetik bir yapıdır. Erkek fizik olarak daha güçlüdür. Daha çok genel olarak tehlikeleri kontrol etmeli, aileyi korumalı ve avlanmalıdır. Bununla birlikte detaylarla ilgilenmemek bazen önemli ayrıntıları kaçırmaya neden olur. Bu nedenle detaylı problemlerin çözümünde zorluk olabilir. Kadın ise diğer kalan işler ve çocuklarla ilgilenmiştir. Kadın beyni düşünürken daha yavaştırlar, fakat daha dikkatlidirler. Ayrıntıcı düşünme sonucu hata yapma azalır, ancak çabuk sonuca gitmeyi gerektiren işlerde zorlanma oluşur. 


Ancak günümüzde fonksiyonel olan, gerektiğinde detaycı olmak, gerektiğinde ise detaylara bakmayıp genele odaklanmaktır. Sağlıklı bir beyin bir görevi yerine getirirken, o görevin özelliğine göre detaycı veya genel düşünmesi gerektiğini ayırt eder ve buna uygun davranışlarda bulunur. Erkek ve kadın hem beyin olarak, hem de ruhsal olarak farklı özeliklere sahiptir. Ancak bu özellikler özünde birbirini tamamlarlar niteliktedir. Çünkü birinin başardığını diğeri yeterli düzeyde başaramaz. Yaratılış gereği fonksiyonları farklıdır. Bu şekilde beyinlerin bir arada çalışması sanki bir ekip çalışmasına dönüşür. 


Sağ beyin ve sol beyin beraber kullanılmalı.
Sağ beyin duygular ve hayallerin etkisinde olduğu için bütünsel öğrenir. Daha hızlı işlem yapar, ancak hata yapma riski fazladır. İnsanın mucitlik ve üretkenlik kısmını sağ beyin ile sağlar. Sol beyin ise ayrıntıcıdır, daha yavaş çalışır, ancak hata yapma ihtimali düşüktür. İnsanların yüzünü kolayca hatırlama sağ beyin, ismini hatırlama ise sol beyin ile ilgilidir. 


Bir insanın başarılı olması iyi bir eğitim alması yanında, esas olarak kendini tanıması ve keşfetmesine bağlıdır. Maalesef bugün birçok okuldaki eğitim sistemi sol beyni geliştirme üzerinedir. Beynin sadece sol tarafını geliştiren matematik, fen bilgisi ve Türkçe gibi derslere önem verilirken, bunun yanında beynin sağ tarafını geliştiren resim, müzik, el sanatı gibi derslere çok fazla önem verilmez. Halbuki günümüzde başarılı insanlar beynin her iki yarısını kullanabilen, gerektiğinde birinden diğerine geçebilen insanlardır. Eğer kişi beynini yönetemiyorsa, başka insanların beyni tarafından veya kendi duyguları tarafından yönetilecektir. 


Beyin bedendeki en fazla açlık hisseden organdır. Ne kadar çalıştırırsanız, o kadar gelişir. Çalışmayan beyin hücreleri giderek çalışır hale getirilirse, 70 yaşında bile aktivitesi bozulmaz. Eskiden ölen beyin hücrelerinin yerine yeni hücrelerin oluşmadığının düşünülürdü. Ancak son araştırmalarda artık bu görüş değişmiştir ve beyin hücrelerinin artabileceği ortaya konulmuştur. 


Beyin için uyku kalitesi çok önemli.
Sağlıklı düşünce için yeterli ve kaliteli bir uyku çok önemlidir. Kalitesiz uyku kişinin beden ve ruhsal sağlığı ile yakından ilgilidir. Uykusuzluk beynin sağlıklı çalışmasını engeller. Ortalama bir insan genellikle zamanının üçte birini uyuyarak geçirir. Ancak herkesin uyku ihtiyacı farklıdır. Burada asıl önemli olan uykunun süresi değil, derinliği ve dinlendiriciliğidir. Gün içinde yapılan kısa uykular beynin dinlenmesi için oldukça yararlıdır. Az uyumak sinir sisteminin fonksiyonlarını bozar. Örneğin çok hızlı bir karar vermek gerektiğinde karar verme süresi gecikir ve refleksler zayıflar. Özellikle duyguların ve mantığın birlikte çalışarak bir sonuca varması gerekilen karmaşık problemlerde uykusuzluk bunu bozabilir. Vicdani konularda sağlık karar vermek için iyi bir uyku şarttır.


Omega 3 beynin dostu.
Yiyeceklerden özellikle balık beyin için önemlidir. Balık omega 3 içerir ve bu madde zihnin daha iyi çalışmasını sağlar. Ancak yapılan araştırmalara göre omega 3 ilaç şeklinde alınırsa aynı etkinin olmadığı bulunmuştur. Demir eksikliği ve buna bağlı kansızlık varsa, bu durum da beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiler. 


Beyin önce karar verir, sonra düşünür.
Beyin karşısına çıkan bir konu için önce geçmiş deneyimlere göre bir karar verir. Daha sonra verdiği bu kararın gerçekleşmesi için çaba gösterir. Bu beynin ters bir özelliğidir ve bir yönden de tehlikeli bir durumdur. Örneğin başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, beyin onu size çeker ve korktuğunuzu başınıza getirir. Sınavda heyecanlanacağından korkan kişi heyecanlanır. Düşmekten korkan bir insan kayar düşer. Sevdiği bir kişi ile arasının bozulacağından çekinen insan bir yandan da farkında olmadan onu kızdıracak davranışlarda bulunur. Sevgilisinin terk edeceğinden korkan bir birey onun kendisini terk etmesini sağlayacak her türlü davranışı hafif hafif yapar. 

Çünkü beyin odaklanılan hedef için çalışır. Hedefin sonucu olumsuz olsa ve bireye zarar verecek olsa bile onu gerçekleştirmek ister.
Bu yüzden kişi başına gelmesinden korktuğu en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediği en iyi şeye odaklanmalıdır. Kendini ve hayatı nasıl tanımlıyor ve algılıyorsa başına o gelir. Sonuç olarak beynin kendini gerçekleştiren kehanetler kurma gücü çok yüksektir. Yapamazsın yerine yaparsın diye düşünmek beyindeki amigdala bölgesinden gelen korku sinyallerini azaltır. Korku çok yoğun bir duygudur, beynin sağlıklı düşünüp karar vermesi bozar. Sistem olumsuz hedefe odaklanır ve yapmaya çalışır. Bu yüzden birisi bir şey yaparım diyorsa haklıdır. Başka birisi de ben bir şeyi yapamam diyorsa o da haklıdır. Çünkü beyine hangi kod gönderiliyorsa, zihin ona göre çalışır. 


Eğer düşünülen fikirler yazıya dökülürse, bu beyin için hedef haline gelir. Böylece hafıza önemli hedeflere odaklanmış olur. Yazıya dökmek düşünce süreçlerini netleştirir ve tekrar analiz edilmesini sağlar. Günlük tutmak, şiir, hikaye veya hayalleri yazmak kişinin bu fikirleri sahiplenmesini ve eyleme geçirmesini kolaylaştırır. 


Hızlı okuyun, sık tekrar edin.
Okunulan konuları anlayarak yavaş okuma yerine, hızlı okuyup sık tekrar etmek daha akılda kalıcıdır. Böylece aynı sürede daha fazla şey öğrenilmiş olur. Siz hızlı okuyup yeni bilgiyi öğrenip tekrar ettikçe, beyinde karmaşık bilgi ve hafıza devreleri yapılanır. Bu yüzden hızlı okuma beyin için çok iyi bir egzersizdir. Okuma sırasında iç ses ile veya dudaklarla okunulan konuyu tekrar etmemek gerekir. Bir öğrenci bir konuyu yavaş okuyarak 2 tekrar yapma yerine, hızlı okuyarak 4 tekrar yaparsa sınavda başarılı olma ihtimali çok daha yüksektir. Öğrenilen konuyu birilerine anlatmak da bir çeşit tekrardır ve hafızaya kayıt edilmeyi kolaylaştırır. 

 
Bir şarkıyı arka arkaya söylemek, hatta bunu hızlı yapmak beyinde belirli hücrelerin belli bir sırayla canlanmasını ve daha sonra bu canlanmanın kolayca yapılmasını sağlar. Sonuçta o şarkıyı söyleme veya bir parçayı çalmadaki başarı artar. Her seferinde daha hızlı çalınır ve daha az hata yapılır. Pratik yapıldıkça mükemmel denilecek seviyeler çıkar. Bunu başarmada önemli faktör kişinin bu işi severek yapmasıdır. Eğer o şarkıyı çalmaya uzun süre ara verilirse mükemmellik giderek bozulur. Beyin kullanmadığı bilgiyi daha zor hatırlar. Aynı şekilde bulmaca çözmek, satranç oynamak gibi zihin için yararlı faaliyetler hızlı yapılmaya çalışılmalıdır. Eğer bu faaliyetler hızlı düşünülerek yapılırsa, o zaman beyin için kaymaklı ekmek kadayıfı olur ki yanında cevizi de vardır. 


Aşırı duygusallık beyin için iyi değil.
Aşırı duygusal tepkiler gösteren, çabuk öfkelenen kişilerde stres hormonu olan kortizol ve adrenalin çok fazla üretilir. Bu hormonların yüksek miktarları beyne ve hafızaya zarar verir. Bu kişilerde bunama riski daha yüksektir ki, belki de bu durum aşırı hormon düzeylerine bağlıdır. Örneğin kolay sinirlenmeyen ve sosyal insanlarda yaşlılıkta bunama daha az görülür. Bu yüzden kendi halinden memnun ve sakin olmak beyni korur. 


Vardiya usulü çalışma, çalışma saatlerinin sık değişmesi, sık yapılan uçak yolculukları da strese neden olur. Aynı şekilde kortizol hormonu artar, brain derived neurotrophic factor isimli madde azalır ve beyin üzerinde hasara sebep olur. Devamlı stres ayrıca zaman içinde tansiyonu ve kan şekerini yükseltir. Bunun sonucunda da beyinde geri dönüşümü mümkün olmayan ve kalıcı sakatlıkla sonuçlanan beyin kanaması gibi durumlar olabilir. 


Bunun tersine hiç duygusu olmayan, mekanik yaşayan insanlar ise sağ beyni kullanmazlar. Bu kişilerin IQ dediğimiz zeka seviyesi yüksek bile olsa bu çoğu zaman yeterli olmaz. Zeki olmak başarıyı %10 civarında artırabilir. Ancak yapılan araştırmalarda başarılı insanların genellikle insan ilişkilerini iyi bilen ve uygulayabilen kişiler olduğu bulunmuştur. Çünkü bu kişiler zor şartlar altında duygularını kontrol edebilirler ve duygusal davranmayarak en fonksiyonel kararı verebilirler. Kısacası duygusallığın azı karar, çoğu zarardır. 


Aşkın gözü kördür.
Aşk insanın var olduğu günden beri tanımladığı, hakkında en çok yazılar yazılan en önemli duygulardan biridir. İnsan diğerleriyle ilişki içerisinde olmak zorunda olan, diğerleriyle bağ kurmak durumunda olan bir varlıktır. Bu bir tercih meselesi değil, bir zorunluluktur.
Ancak aşık olma kişilerde çok yoğun duygu çıkarır ve birçok beyin yeteneğini bozabilir. Aşkın gözü kördür sözü de belki buradan gelmektedir. Bu yüzden doğa gereği, her sürecin bir ömrü olduğu gibi aşkın da bir ömrü olmalıdır. Eğer deliler gibi aşık iseniz çok önemli konularda karar vermeyi ertelemek daha iyidir. 


Bilgisayar oyunları yararlı mı, zararlı mı?
Bilgisayar ve video oyunları oynayabilmek için aynı anda birden fazla işi becerebilmek gerekir. Dikkati aynı anda birden fazla şeye yöneltebilme zamanla beyinde bununla ilgili yolakları oluşturur. Bu tür oyunlarda hem dikkati ekrana vermek, hem de olayları çabuk kavramak ve çabuk reaksiyon vermek gerekir. Bu oyunlar strateji yapmayı ve stratejik düşünmeyi sağlar. Hızlı, keskin karar verme, seçme yeteneklerini geliştirir. Takım kurma, takım üyesi olma alışkanlıklarını ve yabancı dil becerilerini artırır. Kişi kaybetmeye tahammül etmeyi ve kazandığında hazmetmeyi öğrenir. 


Ancak belli bir süre sonra video oyunu oynamak artık otomatik bir fonksiyon haline gelir ve fazlaca beyin aktivitesi gerektirmez. Bununla birlikte sürekli bu tür oyunlar sosyal izolasyon ve zamanla monotonlaşma nedeniyle zararlı bir hale dönüşebilir. Bunun dışında şiddet içerikli oyunları devamlı oynayanlarda saldırganlık davranışları artar. Kısacası azı karar, çoğu zarar.


Siz gülerseniz, beyniniz de güler.
Fıkralar, espriler, mizah olaylara farklı bir bakış açısı ile bakmayı sağlar. Bu durum beynin çalışması açısından faydalıdır. Mizah dergileri okumak, günlük olaylara espri penceresinden bakmak zihni neşeli yapar ve negatif duyguların deşarjını sağlar. Esprili konuşmalar nedeniyle beyin hızlı düşünme egzersizleri yapar ve zekanın verimini artırır.


Gülümsemek ve mutlu görünmek aynı zamanda iç sıkıntısını da azaltır. Çünkü beyin vücut diline aykırı bir şekilde düşünmez ve davranamaz. Başka bir deyişle, gülümserken mutsuz olmak zordur. Aynı zamanda, gülümseme, beyne doğru kan akışını artırır ve dolayısıyla sakinleşmeyi sağlayan beyin kimyasallarının salgılanmasını sağlar. 


Sürekli olarak mutsuz olmak ve somurtmak beyindeki bu yolakların devamlı olarak kullanılmasını sağlar. Bunun sonucunda ise bu yolaklar daha fazla gelişir ve sanki bir otoyola dönüşür. Gelecekte daha mutlu olma inancını kişi yitirmeye başlar. Bu insan umudunu yitirir ve gelecek artık karanlık görünmeye başlar. Şimdi sıkıntıda olsa bile, yarın sıkıntılarının geçebileceğine inanmaz. Gelecekte daha mutlu olacağına inanma ruhsal anlamda sağlıklı bir durumdur. Bu belki de hayata tutunmanın bir gereğidir. 


Duygusal hatıraları kolay hatırlarız
Çeşitli şekillerle beyne ulaşan bilgiler, verilen önem derecesine göre hafızaya kayıt olmaktadır. Merak edilen, ilgi duyulan, değer verilen konular veya öfke, sıkıntı gibi olumsuz duygular içeren konular hafızada kalır. Özet olarak duyguların harekete geçtiği olaylar unutulmaz. Sıradan olaylar ise hatırlanmaz. 10 gün önce yediğiniz öğle yemeğini hatırlamazken, ilkokula başladığınız gün öğretmenden yediğiniz tokadı hatırlarsınız. Bunun dışında 20 yıl önceki tatildeki deniz kokusu hafızada kalmış olabilir.


Bunlar hayatın devam eden tecrübelerini oluşturan ve duygu uyandıran hatıralardır. Sonuç olarak insanı insan yapan aslında yaşantılanan hatıralardır. Aslında çoğunlukla beynin mantık yasalarının kılavuzluk ettiği bir plan ve bilinç çerçevesinde faaliyet gösterdiğini düşünülür. Oysaki zihin dünyasının büyük bir bölümü bilinç dışıdır. Bu süreçler mantığa yabancıdır, içgüdüseldir ve çocukluk çağı hatıralarının kontrolündedir. 


Çocukluk çağı anılarının bugün yapılan davranışlarda önemli bir rolü vardır. Bu yüzden bir eylem yapmadan önce uzun uzun düşünmek bazen kişiyi daha az mutlu eden kararlara yol açabilir. Belki de çoğu zaman sezgisel düşünmek muhakeme yapmaya göre insanı daha çok mutlu eder. Sezgisel düşünme sayesinde beyin, bir konuda az bilgisi olsa bile çıkarımlar yapar. Kişi burada çözümün bu olduğunu hissettim veya bilmiyordum ama sezgisel olarak böyle davrandım diyebilir. Sezgisel kararlar temel içgüdülerle ve sağ beyinle ilintilidir. Bir olayda neyin daha doğru olduğunu sağ beyin tahmin eder. Buradaki önseziler bazen mantığa dayalı kararlardan çok daha yararlı olabilir.


Merak duygusu öğrenme ve hatırlama için çok önemlidir. İnsanların yaklaşık %10'unda merak duygusu daha fazladır ve bu kişiler daha kolay öğrenirler. Bu bireylerde zihinsel faaliyetler sonucu beyin hücreleri arasında yeni bağlantılar kurulur. Kurulan bağlantıların sayısı ne kadar fazla ise, zihinsel potansiyelin gücü de o derece yüksektir. Her ilave bağlantı, hafıza, muhakeme, karar verme, anlama, fikir yürütme yetilerini giderek artırır. 


Çocukluk çağında koşulsuz sevgi ile büyüyen bireylerin beyni daha sağlıklıdır. Sevginin devamlılığı ile hem beyin olarak, hem de duygusal olarak sağlıklı iletişimler kurulur. Sağlıklı sevgi gösterebilen iki birey, karşıdaki insanın yapısına empati yapabilen davranışlar sergiler. Bu şekildeki sevgi ile her iki taraf da kendisini daha bir bütün hisseder. 


Beyin sabah iyi çalışır.
Bununla birlikte beyin, saat 10.00'a kadar çok daha verimli çalışmaktadır. Toplantılar, önemli işleri sabah yapmak önerilir. Duygu ve mantığın bir arada olduğu kaotik durumlarda analiz yapma ve karar vermede sabah saatlerini tercih etmek daha iyidir.


Çocukların hata yapmasına fırsat verin.
Sürekli emir ve talimatlarla büyütülen çocuklarda karar verme gücü gelişmez veya giderek körelir. Bu yüzden çocuğun hayatı tecrübe etmesine ve hata yapmasına fırsat verilmelidir. Burada önemli olan çocuğu bazı konularda serbest bırakmak ve karar almasına fırsat vermektir. Çocuk kendisi hata yapıp bunu fark ederse yeni deneyimler elde etme yanında bunun analizini yapmayı da öğrenir. Öğrenilen ve düşünülen yeni şeyler sinir hücreleri arasında yeni bağlantılar oluşturur. Bu bağlantıların artması giderek öğrenme ve düşünme kapasitesini artırır. Bu da zekayı artırır. Aksi takdirde bu kişiler büyüdüğünde kendi yaşadığı hayatı değil, başkalarının ona dayattığı hayatı yaşar. Sonuç olarak hiçbir zaman tam olarak kendi gibi davranamaz. 


Çocuğun öğrenme ihtiyacı ve merakı azaldıkça ise beyin küçülür ve bazı fonksiyonları geriler. Yapılan araştırmalarda bu küçülmenin en fazla frontal korteks ve amigdala isimli beyin bölgelerinde olduğu bulunmuştur. Yeni öğrenilen bir bilgi için beyin daha önceki hafıza kayıtlarını tarar. Daha önce bu konuyla ilgili benzer bilgiler ya da hatıralar varsa bu yeni bilginin belleğe kayıt olması kolaydır. Eğer bu bilgiyle ilgili daha önce deneyim yoksa bu bilginin kayda girmesi çok daha zordur. Mutlu çocukların beyni daha kolay kayıt yapar ve hatırlar. Mutsuz bir çocuğun öğrendiği bir şeyi hatırlaması ise daha zordur. 


Sonuç...
Beyinde öğrenmenin sonu yoktur. Unutulmaması gereken beyni daha iyi çalıştırmak için kullanılacak organın yine beyin olmasıdır. İnsanlar bir şeyi zihinsel olarak kaybetmekte ya da kazanmaktadırlar. Bu yüzden her şey beyinde başlar, her şey beyinde biter. Bizim beynimizi yönetmemiz, duygularımızın ve çocukluk çağı travmalarının bizi yönetmesinden daha iyidir.